9 Şubat 2018 Cuma

Casper Bilgisayarlarda Windows 10 Sorunları

Casper marka bilgisayarlarda Windows 10 kurulduktan sonra, ekran kartı ve wireless ile ilgili bazı sorunlarla karşılaştık.

Bunları öncelikle donanım ya da yazılım kaynaklı olduğunu düşünüp bir çok çözüm uyguladık fakat, araştırmaları derinleştirdiğimizde sorunun BIOS yazılımı kaynaklı olduğunu tespit ettik.

Uzun uğraşlar sonucu, Casper müşteri hizmetlerinden güncel BIOS yazılımını aldık.

Bizim tavsiyemiz, Windows 10 kurmadan önce Windows 7 ve ya 8 kullanırken bu güncellemeyi yapmanız. Neden derseniz, Windows 10 kuruluyken, Windows ortamında otomatik update özelliğinin çalışmamasından ötürü kurulum öncesinde yapmanızı tavsiye ediyoruz.

Peki Windows 10 kurmuşsanız ne yapmalısınız? Sorusunun cevabı makinayı geri yüklemek değil tabii ki de...

Bir adet USB diski alıp, internette herhangi bir yerden bulabileceğiniz "Rufus" adlı yazılım ile FAT32 formatında Quick Format atarken, aynı zamanda uygulama üzerinden USB diski bootable hale getiriyorsunuz. (Aşağıdaki resimde örneği mevcut)




Start butonuna basıp işlem tamamlandıktan sonra, USB diskin içerisinde, Casperdan aldığımız BIOS dosyalarını yüklüyoruz.




Yukarıdaki iki adımlı işlemi gerçekleştirdikten sonra, bilgisayarınızın açılışında "CASPER" logosu göründüğünde, "ESC" butonuna basarak, boot options menusünü açıyorsunuz. Ardından, bu ekranda USB diskinizi seçtikten sonra, gelen MS-DOS ekranına, "DOS" yazıp "ENTER" tuşuna basıyorsunuz ve işlemler otomatik olarak yapılıyor.

İşlemler tamamlandıktan sonra bilgisayarınızı kapatıp, USB diskinizi çıkardıktan sonra yeniden başlatıyorsunuz. Ve her şey normal olarak çalışmaya başlıyor.

Update işlemininin olup olmadığını kontrol etmek için bilgisayar açılışında F2 tuşuna basarak BIOS versiyonunuzu kontrol edebilirsiniz. (303 olarak görünmesi gerekiyor.)

İlgili BIOS dosyalarını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Dosya İndirme Linki

Not: Yukarıda anlatılan çözüm, Carper Nirvana Notebook'larının A15(X) Chipset'li CNC,CNA,CND,CNE model numaralarına sahip cihazlarını desteklemektedir.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Exchange Server 2016 Firefox ve Chrome NS_ERROR_NET_INADEQUATE_SECURITY hatası

Merhabalar,

Exchange Server 2016 kurulumundan sonra Mozilla Firefox ve Chrome tarayıcılarında owa'ya bağlanırken NS_ERROR_NET_INADEQUATE_SECURITY hatasını alabilirsiniz. Microsoft Edge ve Explorer da aynı hatayı almadığınızı göreceksiniz.

Sorunun çözümü için buradan IIS Crypto uygulamasını indirip Best Practices  butonuna tıklamanız yeterli olacaktır.


29 Kasım 2016 Salı

Exchange Server 2013 The access control entry defines the ObjectType hatası


Merhabalar, Exchange Admin Panelden distribution group özelliklerine girmeye çalıştığımızda aşağıdaki hata ile karşılaştık. 



Sorunun çözümü için Exchange sunucusu üzerinde komut satırında iisreset komutunu çalıştırmanız yeterli olacaktır. 


3 Eylül 2015 Perşembe

FinTech (FinTek) Akımı ve Etkileri



FinTech (FinTek) Akımı ve Etkileri

Finans sektörü ve daha da özel olarak bankacılık, her zaman yoğun rekabetin yaşandığı oldukça dinamik ve aktif bir sektördür. Bankalar bu yoğun rekabet ortamında rakiplerinden bir adım daha önde olabilmek için sürekli bir gelişim ve dönüşüm çabası içerisindedir. Teknolojik gelişmeler, bu yoğun rekabet ortamında bankaların farklılaşmak için kullandıkları en önemli dayanak noktalarından birisi olmuştur.  İlk ATM, ilk telefon bankacılığı, ilk internet bankacılığı, ilk mobil bankacılık uygulaması gibi ilkleri hayata geçirmek konusunda ülkemizdeki bankalar arasında kıyasıya rekabet yaşanmıştır. Günümüzde ise sadece mobil/web kanallarından hizmet veren dijital bankacılık yapıları konuşulmaya ve hatta uygulanmaya başlamıştır.

Bankalar, teknolojiden en üst düzeyde yararlanmaya çalışırken, teknolojiyi yönetmek konusunda hayli zorlanmışlardır. Takım elbiseli ve sert mizaçlı bankacılarla, daha rahat ve esnek çalışmayı tercih eden, kot ve t-shirt giymek isteyen teknoloji profesyonellerin birarada çalışması her zaman çok kolay olmamıştır. Bu durumu yönetmek için ülkemizdeki kimi bankalar ayrı teknoloji şirketleri kurmuşlar bir kısmı ise organizasyon hiyerarşileri içerisinde özel yapılar oluşturmaya çalışmıştır. Kimi bankalar da teknolojik altyapılarını farklı teknoloji firmalarından tedarik etmeye çalışmışlardır. Hangi yöntemle olursa olsun, her zaman teknolojiyi yönetmek bankacılık için oldukça zor ve karmaşık bir iş olmuştur.




Bankalar ve teknoloji arasındaki bu ilişki; son dönemde oldukça popüler olan FinTech akımıyla yepyeni bir boyut kazanmıştır. Artık teknoloji bankalar için rekabet avantajı sağlayan bir kaynak olmaktan çıkmış; teknolojik firmalar bankaların rakipleri olmaya başlamışlardır. Teknoloji firmaları; temel bankacılık fonksiyonlarını müşterilerine daha kolay ulaşılabilir şekilde ve daha ucuza sunarak bankalar için alternatif haline gelmeye başlamışlardır. Örneğin ödeme (PayPal, Square, Stripe vs.), para gönderme (TransferWise, Dwolla, Paypal vs.), kredi verme (Lending Cub, Credit Karma vs.) gibi temel bankacılık konularında artık 1 milyar dolar değerlemenin üzerine çıkmış (Union) önemli FinTech firmaları ortaya çıkmıştır. BitCoin ve farklı CryptoCurrency çalışmaları ise, yepyeni bir para sistematiği oluşturup, bankacılık dünyasını temelden sarsabilecek oluşumlara gebedir. Gerek teknolojik yetkinlikleri (bulut, mobil ve büyük veri teknolojileri gibi), gerekse kendilerine özgü çalışma kültürleriyle, FinTech firmaları müşterilere daha kullanışlı ve daha ucuz ürünler ve hizmetler sunabilmekte ve bu ürünleri çok hızlı şekilde pazar beklentilerine uygun olarak geliştirebilmekte ve günceleyebilmektedirler.

İlk dönemde bankaları destekleyici firmalar olacağı tahmin edilen FinTech firmalarının, artık bankalar için ciddi rakipler olduğu görülmeye başlamıştır. Önümüzdeki dönemde bankacılık gelirlerinin ciddi oranlarda azalacağı ve FinTech firmalarının daha da büyüyeceği yönünde önemli araştırma raporlarına rastlamak mümkündür. Diğer taraftan da bankalar tarafında bu akıma reaksiyon olarak yenilikçi yaklaşımlar ve çözümler de görmek mümkündür. Bankaların inovasyon ve Ar-Ge merkezleri oluşturduğunu, çeşitli yarışmalar (hackathon)  ve desteklerle yenilikçi fikirleri yakalamaya ve geliştirmeye çalıştırdıkları gözlemlemekteyiz. 

Ülkemizde doğal olarak FinTech akımından etkilenmekte ve bu alanda birtakım çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin Borsa İstanbul ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile finansal teknolojiler konusuna özgü tematik bir teknokent açılmıştır. Ülkemizde Paraşüt, Iyzico, Inial, mobilexpress, konutkredisi.com.tr gibi farklı FinTech firmaları da yenilikçi ürün ve hizmetleriyle büyümektedirler. Ayrıca bankalarımız da finansal teknojileri destekleme ve hızlandırma amacıyla yeni programlar oluşturmakta ve yine çeşitli yarışmalar (hackathon) yaparak yenilikçi fikirleri hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

 


Dr. Ersin Ünsal
Mirsis Bilgi Teknolojileri
Proje Yöneticisi



12 Ağustos 2015 Çarşamba

DevOps Nedir?



DevOps nedir?

DevOps, ülkemizde henüz yeni duyulmaya/uygulanmaya başlayan bir kavram olmakla birlikte, ortaya çıkış tarihi olarak 2009 yılında Belçika’da başlayan “Devops Days” (DevOps Günleri) etkinlikleri kabul edilebilir. Ancak DevOps’u, birden bire ortaya çıkıp hayatımıza giren bir kavram olarak değerlendirmek doğru olmaz. DevOps düşüncesinin temelinde Çevik Sistem Yönetimi (Agile System Administration), Kurumsal Sistem Yönetimi (Enterprise Systems Management) ve Çevik Altyapı (Agile Infrastructure) gibi önemli yaklaşımlar bulunmaktadır.

Peki nedir DevOps? En basit şekilde açıklamamak gerekirse; DevOps = Development + Operations; yani yani yazılım geliştirme ve IT operasyon birimlerinin; yazılım hizmet döngüsünün her aşamasında (analiz ve tasarımdan, kodun üretime taşınması ve üretim ortamı desteğine kadar) birlikte çalışmasıdır.

DevOps, yazılım geliştiriciler ve operasyoncuların bir arada çalışması olarak tarif edilse de, genel anlamda kalite kontrol ekibinden, sistem güvenlik uzmanlarına kadar uzanan geniş bir kitleyi içine alır.

DevOps’u anlamamız konusunda yukarıdaki tanımlar yardımcı olsa da, DevOps konusunda genel bir kafa karışıklığı olduğunu da  söylenebilir. Bunun bir nedeni olarak da, henüz DevOps’u ve alt süreçlerini detaylı olarak tarif edebilecek bir süreç seti veya bir kurumun bu konudaki yetkinliğini ölçebilecek bir olgunluk modeli  olmamasını gösterebiliriz. Ancak DevOps konusuna olan ilginin yoğunluğu, çok yakın zamanda bu alanda yeni modeller, ürünler ve süreçlerle karşılaşacağımızın önemli bir göstergesi...

DevOps, Gartner’ın raporlarına göre önümüzdeki dönem IT dünyasındaki en öncelikli konuların başında  gelecek. Ülkemizde de bazı büyük firmaların bu konularda eğitimler aldığını, altyapısal çalışmalar yaptığını ve süreçlerini gözden geçirdiğini biliyoruz. 

DevOps konusuna yatırım yapmak ve bu sayede hem kalite, hem de verimlilik artışı planlayanlar için en önemli başvuru kaynaklarından birisi Cameron Haight tarafından hazırlanan, Temel DevOps Şablon ve Pratikleri çalışmasıdır. Haight, Teknoloji, Kültür, Süreç ve İnsan boyutları ışığında “Infastructure As Code”’dan “Automated Testing”’e; MVP’den (Minimum Viable Product/Process) “Continuous Monitoring”’e kadar birçok pratiği modeline dahil etmiştir.

DevOps, Agile (Çevik) yazılımda da olduğu gibi insanları ve süreçleri, araçlardan yeğ tutmaktadır. Diğer bir ifadeyle belirli araçları kullanmak DevOps yapmak anlamına gelmez. Hoş zaten DevOps aracı diye birşey de bahsetmek mümkün değildir. Ancak farklı araçlar (Versiyon Kontrol Aracı, Performans İzleme Aracı, Yazılım Dağıtım Aracı gibi) biraraya gelerek bir DevOps araç seti olarak kullanılabilir. Burada önemli olan araçlar değil, insanlar, prensibler ve süreçlerdir. Önemli olan hem iş birimlerini hem müşterileri memnun eden  kaliteli yazılım sistemleri ve bu sistemlerin oluştururken de verimli ve etkin çalışabilen, yaptığı işten keyif alan yazılım geliştirme ve operasyon uzmanlarıdır.

Son olarak da bu çalışmada gözden kaçmaması gereken bir nokta da DevOps için Türkçe karşılığının belirtilmemiş olmasıdır. DevOps kolay ifade edilen kısaltma bir terim olduğu için, Türkçe bir karşılığının belirlenmesi ve yaygınlaşması çok kolay olur mu bilinmez. DevOps’u karşılamak için “Geliştirme Operasyon(u)”, “Yazılım Operasyon(u)” ifadeleri veya belki de kısa olarak “YazOp”, “GelOp” terimleri  kullanılabilir.



Dr. Ersin Ünsal
Mirsis Bilgi Teknolojileri
Proje Yöneticisi


28 Kasım 2014 Cuma

Centos 6.5 Üzerinde Vmware Tools Kurulumu


Merhabalar,

Bu makalemizde sizlere Centos 6.5 sunucu üzerinde Vmware Tools kurulumu anlatmaya çalışacağım. 

Bildiğiniz üzere Vmware Tools, sanal makinelerde kurulan işletim sistemlerinin performansını arttıran ve sanal makineyi yönetmeyi kolaylaştıran araçlar topluluğudur. Vmware tools eksikliği, sanal makinelerde kurulu işletim sistemlerinin önemli fonksiyonlarında hata vermesini sebep olabilir.


Öncelikle yönetim konsolundan Vm – Guest – Install/Upgrade Vmware Tools’a tıklayarak kurulum paketlerini insert ediyorum.


Paketler eklendiğinde yukarıdaki gibi otomatik olarak gelmektedir. Ben Putty bağlantı programı ile bağlanıp işlemlerimi yapmayı planlıyorum. İşlemleri gerçekleştirirken aynı zamanda kullandığımız komutların ne işe yaradığına bakalım.


Putty ile bağlantımı gerçekleştirdikten sonra, insert ettiğim paketlerin bulunduğu dizine cd /media/Vmware\ Tools/ komutu ile gidiyorum. 

Cd : Dizinler arası geçiş işlemleri için kullanılmaktadır.  Cd /dizin adi ile o dizine gideriz. Örnek vermek gerekirse cd /tmp/ ile tmp dizinine geçiş yapmış oluruz. Yani biz insert ettiğimiz kurulum paketlerinin bulunduğu /media dizinine geçiş yapmış bulunmaktayız.


Ls komutu ile paketlerin bulunduğu dizinde hangi dosyaların olduğunu kontrol ediyorum. Benim işime yarayacak olan dosya VmwareTools-9.4.10-2092844.tar.gzLs: Aktif dizindeki dosya ve klasörleri listelememize yardım eder. Windowstaki dir komutunun aynısının.Ls –a: Tüm dosyaları, gizlilerde dahil olmak üzere listeleme işine yarar.Ls –l: Ayrıntılı olarak dosya ve klasörleri listeleme işine yaramaktadır. Yani hangi kullanıcının, hangi dosyaya ne yetkisi var görmemizi sağlar.


Bu dosyayı cp kopyalama komutu ile /tmp/ dizini altına kopyalıyorum.
Cp: Bu komutumuz dosya kopyalama işlemini gerçekleştirir. Sadece dosya kopyalamak için kullanılır. Klasör kopyalama işlemi yapmaz.


Daha sonra cd komutu ile /tmp dizininin altına gidiyorum.


Ls komutu ile kopyalama işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakıyoruz.


Tar –xvf VmwareTools-9.4.10-2092844.tar.gaz komutu ile sıkıştırılmış dosyamızı açıyoruz.Tar: Arşivleme işlemi için kullanılır. Snapshot gibide düşünülebilir. –c parametresi oluşturur, -f parametresi ile oluşturulacak arşiv dosyasının adı verilir. Arşiv içerisini görüntülemek için de bizim yukarıda kullandığımız –xvf komutu kullanılmaktadır.


Gördüğünüz gibi açma işlemi gerçekleşti ve vmware-tool-distrib oluşturuldu.


Cd komutu ile vmware-tools-distrib dizini içine giriyoruz.


Ardından kurulum işlemini başlatıyoruz.


Gelen ekranları enter tuşuna basarak geçebilir ve kurulum işlemlerini tamamlamış oluruz. Son olarak sunucumuzu reboot ediyoruz.


Sunucumuz açıldıktan sonra, servisimizin çalışıp çalışmadığını kontrol ediyoruz.


Gördüğünüz gibi servisimiz çalışıyor durumda.

Bir sonra ki makalede görüşmek ümidi ile, umarım faydalı olmuştur.

İsmail Dedeler.


20 Kasım 2014 Perşembe

Kurumlarda Bilgi Güvenliği ve Veri Yedekleme İşlemleri...


Her geçen gün yenilenen teknoloji alt yapılarının, bir sonucu olarak günden güne artan ve kontrolsüz bir biçimde büyüyen verilerimizin önemi, eskiye nazaran çok daha yüksek… 

Bu kadar önemli verilerin yer aldığı cihazlarımızın ise, kapasitesi günden güne artmaktadır. Geçmişte birçok işlem dijital ortama taşınamazken elde edilen bilgilerin önemine de farklı bakış açılarıyla yaklaşırdık. Yeni dönemde ise, çoğumuzun telaffuz etmekte dahi zorlandığı bilgi işlem terimleriyle birlikte, bilginin önemi, bütünlüğü, kullanılabilirliği ve yedekliliği gibi birçok konu gündeme geliyor.

Kurumlar için her geçen gün önemi artan ve hayati bir öneme sahip olan verilerin, yedeklenmemesi büyük risk oluşturmaktadır. Bu nedenle yapılacak her türlü yedekleme operasyonunun belli süreçlerine bağlı olarak, yedekleme sistemleri kurulmalı ve yedekleme işlemleri günlük hatta bazı durumlarda anlık olarak takip edilmelidir.

Tabii ki ne zaman ihtiyacımızın olacağının belli olmadığı bir sisteme de büyük maddi ve manevi yatırımların yanında yapılan insan kaynaklı operasyonların büyüklüğü düşünüldüğünde, çoğu kurumun gözden çıkardığı yedekleme maliyetlerine, hala birçok kurum katlanmamak için bu işlemleri erteliyorlar.

Yeni teknoloji alt yapıları düşünüldüğünde, özellikle bulut ortamından kullanılacak bir yedekleme sistemi, kurumun bilgilerini yedeklemesini, güvenliğini, her yerden erişimini ve aynı zamanda, bir felaket durumunda bu bilgilerin tekrar kullanılabilir hale gelmesini sağlayacaktır.




Biz Mirsis olarak, özellikle son iki yıldır, felaket kurtarma ve yedekleme alanında bulut ya da yerel ortamlarda yaptığımız çalışmalarla kurumların bilgi güvenliğini sağlamanın yanında herhangi bir durumda da bu verilere erişebilmelerini sağlıyoruz…

Günümüzde çok çeşitli şekilde konumlandırılabilen yedekleme sistemlerinin, ihtiyaç duyduğu performansın yanında sürekli artan veriyi belirli bir süreye kadar saklayabilmek de ayrı bir sorun haline geldi. Özellikle büyük kurumların yaşadığı bu sorunun çözümü olarak ise, sürekli kapasite artırımı yapmak ya da geçmiş verileri temizlemekten başka yol yok. Eski verileri temizlemenin de bir dezavantajı, bir gün temizlediğimiz veriye tekrar erişmek istersek bunun mümkün olmaması sebebiyle kurumlara geri dönüşü yine maddi ve manevi bir hasar oluşturuyor. Bizim ürettiğimiz çözümlerde ise, istenildiği takdirde, yıllar öncesinde erişmek istediğiniz herhangi bir yedeğe dahi birkaç saniye içinde kolayca erişebilir durumda oluyorsunuz.



Yedekleme sistemini, yedeklenecek verinin türü, miktarı, yedeklenen verinin zaman içerisinde değişme oranı, maksimum veri kaybı gibi parametrelere bakarak yedekleme sıklığını da istediğimiz gibi ayarlayabiliyoruz. Bu sistemlerin, birden fazla sunucunun eş zamanlı yedekleme işlemini yapabilmesi, işletim sistemlerinin kayıt dosyalarını tam ve eş zamanlı olarak yedekleyebilmesi ve işletim sistemleri üzerinde çalışan uygulamaların yedeklerini sistem kapatılmadan alınabilmesi gerekmektedir.

Yedekleme denince akla ile olarak, sunucu (server) ve iş istasyonları gelse de aslında son kullanıcıların yedekleri de bir hayli önemlidir. Bu yedeklerin ise yine tanımlanan aralıklarla, tam (full), değişen (incremental) ve farklı (differential) biçimlerde, manüel ya da belirlenen aralıklarda otomatik olarak alınabilmesi ve bu yedeklerin, tam ya da kısmi kurtarma işlemlerinde, veri kaybına uğramadan elde edilebilmesi gerekmektedir. Bu işlemlerin hem yerel hem de geniş alan ağları üzerinde yapılabilmesi ve oluşan sorunların sistem yöneticilerine e-posta, sms gibi yollarla iletilebilmesi de son derece önemlidir.

Oluşturduğumuz bulut ya da yerel çözümlerde, mobil cihazlar da dâhil olmak üzere, tüm cihazların yedeklerini alabiliyor, istenildiği takdirde ise, geri dönülebilmesini sağlıyoruz. Ek olarak, deprem kuşağında olan ülkemizde yaşanacak olası bir fiziksel felaket durumunda, tüm sisteminizi bire bir ve anlık olarak yedekleyen sistemlerimizin yardımıyla, kurumların artan teknolojik kullanım oranlarını kesintiye ya da sekteye uğratmadan en yüksek seviyede çalışabilirlik oranlarına erişmelerini sağlıyoruz.





Veri kaybına neden olan sorunları 3 ana başlıkta toplayabiliriz.
  • Donanımsal Kaynaklı Sorunlar
    Sabit diskin bozulması, yanması veya zarar görmesi, donanımsal kaynaklı sorunlardır. Eğer diğer donanımların zarar görmesi, sabit diski etkileyecek bir boyutta ise, bu durum da donanımsal kaynak sorun olarak değerlendirilebilir.
  • Yazılımsal Kaynaklı Sorunlar
    İşletim sisteminin çökmesi, yazılımların hatalı kullanılması, virüs veya zararlı yazılımların sisteme zarar vermesi gibi durumlar yazılım kaynaklı sorunlardır.
  • Dış Kaynaklı Sorunlar
    Elektrik kesilmesi, voltaj düşüklüğü veya yüksekliği ya da hırsızlık olayları gibi durumların, işletim sistemi ve donanımlara zarar vermesi ya da tamamen kaybı sonucu, internet üzerinden gelebilecek saldırılar ve saldırganların bilgilere ulaşılması, bilgisiz kullanıcıların bilgisayar ve sisteme zarar vermesi, dış kaynaklı sorunlardır.

Depolanan verilerin, herhangi bir nedenle zarar görmesi, kurumların çalışma süreçlerinde ciddi zararlara yol açabilmektedir. Yaşanabilecek bir felaket durumu sonrasında, depolanan verilerin geri yüklenememesi, kurumun ticari faaliyetlerine son vermesine neden olabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden hem verilerimizi yedeklemeli, hem de bu yedeklerin çalıştığından emin olmalıyız.
Kurumunuzda olabilecek her türlü yedekleme ve felaket kurtarma projesinde, bulut ve yerel çözümlerimize ek olarak uzman kadromuzun da desteği ile Mirsis Bilgi Teknolojileri olarak her zaman destek olmaktan memnuniyet duyarız.


Nusret Büyükçelebi
Mirsis Bilgi Tenolojileri
Bilgi Güvenliği ve Sistem Müdürü